12 Eylül'ün  toplum üzerindeki etkisini surdurdugu bir dönemde 1982'de İstanbul'da doğdum. Eski İstanbul denilen bölgede, şanslı olarak gazete, kitap giren bir evde, faşizmin kara bulutlarının dağılmadığı bir atmosferde, cezaevi-karakol arasında mesaisi olmayacak kadar "demokratik sol" bir ailede( ilerleyen yıllarda benim sayemde tanışma fırsatı buldular.) tek çocuk olarak büyüdüm. Tarihi anları, tekrarlanması imkansız olayları  uzatmalarda yakaladığım için kendimi hep şanslı sayarim. Sokaklarda çamurla oynayan, tahtadan oyuncak yapan manuel neslin son üyelerinden biriydim. Ilk Nokia'mı 2003 yılında 21 yaşında elime aldım. Futbolun henüz tam olarak endüstriyelleşmediği senelerde Gordon Milne yönetimindeki Beşiktaş'ın Metin-Ali-Feyyaz'lı kadrosunun 90-92 arası şampiyonluklarını üst üste 3 yıl sokaklarda kutladım. Namağlup şampiyonluğu  gördüm, 10-0'lık Adana Demirspor galibiyetinde tribünde babamın sırtındaydım.

  Haberlerde hücre evlerinde ölü ele geçirilen militanları izledikçe, evde dönen tartışmaları dinledikçe sağ-sol, faşizm, işkence, din vb konulara erken uyanmaya basladim. Okumayı ilkokul birde sökmeye başlamamın akabinde eve giren mizah dergilerini karistirmaya başladım. Bu, tüm eğitim hayatım boyunca sınıf arkadaşlarımı gerizekalı olarak görmeme neden oldu. 90'ların öğrenci mücadelesinin efsane orgutunu son senesinde yakaladım, askerlik yaparken "askeri vesayet"in son izlerine şahit oldum. Kışla içtimada Balyoz Operasyonu'nu eleştirip hükümetin "götünün kesileceğini" ima eden komutanlarım oldu, tüm bunlar bir devrin kapanışıydı, şahitliğim için kendimi şanslı sayıyorum. Sakin kişiliğime rağmen Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği denen çapsız düzen yalakalarının idare ettiği okuldan üç kez atıldım. İki kez af ile bir kez de okula dava açarak okula geri dönüp, inat edip, birinci girdiğim fakülteyi 10 senenin sonunda sonuncu olarak bitirdim. Gezi ayaklanmasında dini vecibemi yerine getirip şeytan taşlamamın akabinde çeşitli gerekçeler nedeniyle ülkemden ayrıldım. Yaklaşık iki yıldır Asya'da, davarlardan, faşistlerden ve Türk kızı denilen  ucubeden uzak, huzurlu bir yaşam sürüp deneyimlerimi ekranı kırık iphone4'ümden yazıya dökmek sureti ile sizlerle paylaşıyorum.

 

 

I was born in Istanbul in 1982 while the impact of 12 September [1] had been preserving on society. I grew up as an only child in a district called “The old Istanbul”, in a home where newspaper, book enter as a sign of luck, in an atmosphere that fascism’s black clouds never disappeared, in a “democratic leftist” family that had nowhere close to be on duty between prison and ‘the cop shop’, (though later in time they had a chance to meet with those). I consider myself lucky since I was able to intercept with the happenings, historical memories that are impossible to occur ever again in ‘extra time’. I was one of the latest members who was able to play with the mud and make toys out of wood. I took my first Nokia in my hand in 2003 when I was 21 years old. I celebrated Besiktas’s championships with the squad that Metin-Ali-Feyyaz [2] was part of it and Gordon Milne was the manager between ‘90-’92 seasons when the football has not this much of industrialized. I saw the undefeated championship of Besiktas [3] and I was on my father’s shoulders when Besiktas beat Adana Demirspor 10-0. [4]

  I started awakening to the left-right, fascism, torture, religion subjects during the times when I was watching the militants, who were captured dead in cell houses on TV news, when I was hearing the arguments going on in our home. Right after I learnt how to read in the 1st grade, I started observing the humor magazines (comics) in our home. This caused me consider my classmates as idiots during my whole education life. I barely caught the student struggle’s legendary organization in its last year. I confronted the last tracks of ‘military domination’ when I was doing my military service. I had commanders who were criticizing the Sledgehammer coup plan [5] and implying government’s ass being kicked in the latter times. These were all the end of an era and I was lucky to be a witness. Despite of my calm personality, I was suspended three times from a place ruled by narrow-minded regime ass-lickers namely Akdeniz University Tourism Management department. I went back two times with student amnesty, one time with filing a lawsuit, and in the end, stubbornly finished in 10 years at last place where I entered at first place among my classmates. I left my country (Turkey) due to various reasons after I fulfilled my ‘religious duties’ by ‘stoning the devil’ in Gezi Park protests [6]. I have been living in Asia in a peace away from the Turkish society’s cattle, fascists, and freaks that they call as Turkish girls and conveying my experiences through my broken-screened iPhone4 by putting down on words to share with you.

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/1980_Turkish_coup_d'%C3%A9tat

[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Metin-Ali-Feyyaz

[3] https://en.wikipedia.org/wiki/1991%E2%80%9392_1.Lig

[4] https://en.wikipedia.org/wiki/Be%C5%9Fikta%C5%9F_JK_10%E2%80%930_Adana_Demirspor

[5] https://en.wikipedia.org/wiki/Sledgehammer_(coup_plan)

[6] https://en.wikipedia.org/wiki/Gezi_Park_protests

 

Ayetullah Pompalıtüfek

                                                                      Iphone-u serif

                                                                      Iphone-u serif