ANGKOR ÜLKESİ / KAMBOÇYA

  At yılının sonlarına doğru, yılan yılı kutlamalarının ise yaklaşmakta olduğu günlerde Tayland sınırı olan Poi Pet'ten, kendisine "Kingdom of Wonder" diyen Kamboçya ülkesine  giriş yaptım. (Hani şu Kamboçya hakkında okuduğunuz meşhur blogta elinizi kolununuzu sallayarak geçebileceğiniz şeklinde anlatılan sınır kapısı. Vize prosedürü her ülkede olduğu gibi uygulanıyor. Sadece valizinizi aramıyorlar. Vizenizi bastırıp 100 kg kokaini rahatlıkla ülkeye sokabilirsiniz.) Karşımda, ülkenin tarihinde verdiği en iyi eser olan ve bayrağını süsleyen  904 yaşındaki Angkor tapınağının bir temsili ve üzerinde " Kingdom of Cambodia" yazısı duruyor. (Bayrağında tapınak olan iki ülkeden biri Kamboçyadır. Diğeri ise Afganistan.) Bir krallıktan diğerine geçiyorum. Cumhuriyet Asya'ya komünizmle geliyor. Şimdi daha iyi görüyoruz.

                               Poi Pet sınır kapısı

                               Poi Pet sınır kapısı

                                                                                                      Kamboçya Bayrağı

                                                                                                      Kamboçya Bayrağı

                                                             Angkor Wat

                                                             Angkor Wat

  Vize islemleri icin yuksek tavanli izbe bir binaya giriyorum. Iceride filmlerde tasvir edilen cinsten gobekli 3. dunya ulkesi polisleri karsiliyorlar. Bir tanesi deri cantama sulaniyor, bana hediye etsene diyor. Jilet gibi kiyafetleriyle disiplinli Thai polisinden sonra Kambocya polisi epey gevsek geliyor gozume. Bir aylik turistik vize 30$. Yaninizda bir adet vesikalik getirmeyi unutmayin, basvuru icin gerekli. Fotografiniz yoksa 5$ ceza kesiyorlar. Yakın bir gecmise kadar kapida E (business) vize almak mumkundu, 2017 itibariyle yeni kanuna göre Hindistan, Pakistan ve Türkiyeliler için imkansiz. Turistik vizeyle ile de girdikten sonra vizenizi business'a çeviremiyorsunuz. Yeniden ülkeye giriş yapıp iş belgelerinizle sınır polisini ikna etmeniz gerekiyor. Zaman zaman pasaportunuza 3 aylik turistik vize basiyorlar, üç aylık olmasına aldanmayın, ulkede kalabilme sureniz sadece bir ay. Fazladan kaldiginiz 2 ay icin gun basina 10$ ceza ödersiniz..Bu arada burada yasamak isteyenler icin belirtelim: Senelik E vize ucreti yaklasik 290$. Ayrica is yeri sahipleri ve calisanlar work permit almakla yukumluler. Senelik work permit masrafi ise 140$. Basvurulari artik online yapiyorsunuz.

                                        Angkor tapınağında bir Budist rahip

                                        Angkor tapınağında bir Budist rahip

                   Geleneksel Apsara dansını canlandıran bir kabartma.

                   Geleneksel Apsara dansını canlandıran bir kabartma.

Yazımın başında Angkor Wat için "tarihlerinde verdikleri en büyük eser" demiştim. O gün kurdukları kanallar ve sulama sistemleri bugün kullanılandan oldukça ileride. O yıllarda Londra'nın nüfusu 50bin iken kentte tamı tamına bir milyon kişi yaşıyormuş. Bu kadar ileri bir medeniyetin torunlarının bugün yokluk ve sefalet içinde yaşamaları tarihin bir cilvesi olsa gerek.

 Tapınak, savaşlar ve Thai ve Vietnam menşeili Krallıkların işgalleri sonucu defalarca kez Hinduizm ve Budizm arasında el değiştiriyor. Heykellerin gövdeleri korunup kafaları hakim iktidara göre Hindu ve Budist tanrılarının kafaları ile yer değiştiriyor. Tapınaktaki heykeller senelerce kaçakçıların ve koleksiyoncuların iştahını kabartmış olacak ki onlarca eser yurtdışına kaçırılmış. Kızıl Khmer döneminde kaçakçılığın durduğunu, rejimin eserleri koruduğunu biliyoruz.

                                                      Kafası çalınan Buda heykellerinden bir tanesi. 

                                                      Kafası çalınan Buda heykellerinden bir tanesi. 

  Angkor medeniyetinin düşüşü ile birlikte Angkor Wat ve Kral Jayavarman VII tarafından yaptırılan diğer ihtişamlı yapılar Angkor Tom, Tah Prom ve diğer onlarca tapınak 500 yıllık bir uykuya dalarak doğaya teslim oluyorlar. Krallığın başkentinin Phnom Penh'e doğru kaymasını anlıyorum fakat dini önemi büyük koskoca tapınaklar nasıl olup da ormanın içinde unutuluyor bir türlü aklım almıyor.  

   Tapınakları uykusundan, 1863 yılında bir kelebek türünün izini süren Fransız naturalist ve ilk doğa fotoğrafçılarından Henri Mouhot uyandırıyor. Bu muhteşem yapıyı gördüğünde büyük bir keşif gerçekleştirdiğini anlıyor. Kendisi hastalıklardan dolayı Fransa'ya ulaşamasa da notları ve yaptığı başarılı çizimler Fransa'daki eşine ulaşıyor ve Fransız sömürgeciler için paha biçilmez birer rehber olarak değerlendiriliyorlar.

  Bugün Khmer uygarlığına dair günümüzü aydınlatan tek yazılı kaynak, Khmer İmparatorluğunu haraca bağlamak isteyen Moğol Hakanı Timur'un elçisi Çinli Chou Takuan'ın raporlarıdır. Takuan Khmerlileri "kara suratlı, çirkin ilkel insanlar" şeklinde tarif etmesine rağmen Khmer kızlarının nehirlerde yıkanmalarını ağzının suyu akarak izlemiş ve bunu da günlüğüne eklemiş.

 

 AÇILIN, SÖMÜRGECİLER GELİYOR 

 İmparatorluk Vietnam ve Thai tehdidi ile haritadan silinmek üzere iken 1870'lerde Fransız gemileri Kamboçya'ya yanaşıp ülkeyi Fransız Hindiçini'ne katıp sömürgeleştiriyorlar. Sömürgecilere karşı verilen silahlı mücadele iki yıl sürüyor ve direniş Kral'ın emriyle bitiriliyor.İkinci paylaşım savaşında Paris'in düşüp, Fransız fahişelerin Nazi subaylarının altına yattığı sene Japonya,  Mihver Devletlerinin Asya'daki temsilcisi olarak Kamboçya'yı Fransızlardan geri alıyor. Kızıl bayrağın Berlin'e çekilip, Nazilerin Stalin tarafından sünnet edilmesi ile de Japonlar ülkeyi terk edip yeniden eski sahibi Fransızlara bırakıyorlar. Bu arada eski kralın ölmesi ile tahta Kamboçya'ya bugünkü siyasi biçimini veren, Tanrı-Kralların sonuncusu 19 yaşındaki Sihanouk geçiyor.

 

    ENTERESAN BİR KRAL : SIHANOUK

  Kral Sihanouk dünyanın politik olarak en fazla kabuk değiştiren lideri sayılabilir. O bir Kral,devlet adamı, film yönetmeni, gerilla hareketinin destekçisi, savaş esiri...

  1941'te tahta gecen Sihanouk, 1953'te bağımsızlığı ilan edip ülkeyi Fransız kontrolünden çıkartıyor. Asi Kral 1955 yılında Kraliyet seramonisini reddedip tahtı terk ediyor. Halkın Sosyalist Cemiyeti adında bir parti kurup seçimlerde meclisteki tüm sandalyeleri kazanıyor ve ilerleyen yıllar için ülkenin siyasi geleceğini domine etmeye başlıyor.

                       Kral Sihanouk Efendi Hazretleri

                       Kral Sihanouk Efendi Hazretleri

 

 1965 senesinde Vietnam'da savaş çanları çalmaya başladığında Sihanouk baş düşman olarak Tayland, Amerika, Güney Vietnam ittifakını görüyor ve topraklarını Kamboçyalı ve Vietnamlı Komünistlere açıyor.Washington ile diplomatik ilişkileri kesip pirinç üretimini millileştiriyor. Buna rağmen Sihanouk politikalarından memnun olmayan ve kırsalda güçlenen solcu gerillalar, hükümet güçlerine karşı savaş açıyorlar.

  1970 yılında Sihanouk Fransa'da diplomatik bir gezideyken General Lon Non yönetime el koyuyor. Sihanouk bunun üzerine Beijing'e geçip sürgün hükümeti kuruyor ve kendisinin "Khmer Rouge" adını taktığı Kızıl Khmerler ile işbirliğine gidiyor. Sihanouk taraftarları da böylece Marksizm ve Maoizmden bihaber, krallarının peşinde "dağa çıkıyorlar".

  1969 yılında Vietnam'da Amerika için işler boka sarmaya başlayınca ABD B-52 bombardıman uçakları gizlice Kamboçya'yı bombalamaya başlıyorlar. Bombardıman kamuoyundan gizleniyor.( 1984 yapımı "The Killing Fields" filmini izleyin. Film bilhassa bu konu üzerinde duruyor.) Dört yıl süren bombardımanda 250.000 Kamboçyalı katlediliyor. Ailesini, sevdiklerini bu bombardımanlar yüzünden kaybeden binlerce öfkeli Kamboçya köylüsü akın akın Khmer Rouge'a katılıyorlar. Pentagon'un Kızıl Kmer'i güçlendirmek için bu saldırıları gerçekleştirdiğine dair komplo teorileri de mevcut. 

 

KIZIL KHMER (KHMER ROUGE) DEVRİMİ: YEAR ZERO

  1970 yılında başlayan Darbeci general Lon Nol ile Khmer Rouge arasındaki iç savaş, 1975 Nisanında Pol Pot birliklerinin başkent Phnom Penh'e yaklaşması ile birlikte sona yaklaşıyor.  Çekildiği her ülkedeki gibi Amerikan konsolosluğu, harıl harıl belgeleri kağıt kıyma makinelerinden geçirip tüm karanlık işlerinin izlerini yok etmeye çalışırken konsolosluğa inip kalkan Amerikan deniz kuvvetleri helikopterleri ise misyon çalışanlarını ve yerli işbirlikçilerini ülkeden kaçırıyordu.

 17 Nisan günü Kızıl Kmerler şehri ele geçirdiler ve dünya üzerindeki en kanlı devrimi başlattılar. Kamboçya için " year zero" artık başlamıştı.

                                                                      Kızıl Khmer gerillaları başkente girerlerken.

                                                                      Kızıl Khmer gerillaları başkente girerlerken.

 

Gençlik yıllarında Paris'te eğitim alan ve burada Marksizmle tanışan Pol Pot'un fikirleri, ilerleyen yıllarda  Extremist Maoizme evrildi. Örgüt içinde "Brother Number 1" kod adıyla bilinen Pol Pot tam bir Mao özentisiydi. Mao'nun kültür devrimini taklit etmeye çalışırken 3 milyona yakın vatandaşını vahşi yöntemlerle öldürüp kendi insanına jenosit uygulayan tek lider ünvanını kazandı.

  Phnom Penh'e giren Kızıl Khmer'i halk ilk başta coşku ile karşıladı. Kutlamaların hemen ardından toplu bir sürgün hareketi başladı. Koca şehir, "Amerika burayı bombalayacak" yalanıyla 3 gün içinde boşaltıldı, insanlar şehir dışına, çalışma kamplarına  sürüldüler. Boşalan ve kadın gerillalar tarafından temizlenen evlere Parti yöneticileri geçtiler. Parti liderleri dışında şehirde bir tek fabrika işçileri kaldı. Onlar da parti liderleri için üretim yapmaları sebebiyle şehirde tutuldular.

                                                       Pol Pot                           

                                                       Pol Pot                           

 

  Devrimin ilk senesi olan 1975'te Kızıl Khmer 3 ana koldan meydana geliyordu. Pol Pot yandaşları, Vietkonglular ve sürgündeki Kral Sihanouk'un Marksizm ve Maoizmden bihaber taraftarları. Pol Pot gerçek yüzünü göstermek için acele etmedi.1976 yılında Beijing'e(Pekin) yaptığı bir ziyaret sonrasında strateji değiştirerek "iç düşmana" karşı savaş başlattığını ilan etti. İç düşman dediği ülkenin doğusunda Vietnam sınırına yakın yaşayan, etnik ve kültür olarak Vietnam'a yakın komünistler ve Sihanouk taraftarları idi. Kral Sihanouk 76'da görevinden istifa etti ve Kızıl Khmer devrilinceye kadar üç yıl boyunca sarayında hapis tutuldu.

  Kızıl Khmer savaşçıları genel olarak eğitimsiz, okuma yazma hatta sayı saymayı bilmeyen köylü gençlerden(çocuk yaşta olanların sayısı azımsanmayacak oranda) oluşuyordu. Lider kadroda ise -ilginç bir anekdottur- eski okul öğretmenleri ağırlıktaydı. Sınıf içindeki otoritesini arkasındaki silahlı güç ve iktidar sayesinde tüm ülkeye nüfuz ettirme şansı bulmuş, politik olarak obsesif kadın ve erkeklerden oluşan sınıf öğretmenleri... Bunu ingilizce kaynaklardan ilk okuduğumda 90'lı yıllarda ilkokulda yediğim dayaklar ve despot hocalarım gözümde canlandı. Cetvel, tokat ve dayakla cehalete karşı aydınlık meşalesini elinde tutan öğretmenlerimiz...

   Vietnamlılara karşı etnik temizlik başlamışken bu arada ülkedeki tüm entelektüeller, akademisyenler, yabancı dil bilenler hatta tüm gözlüklüler "sınıf düşmanı" ilan edilerek önce S-21 adı verilen okuldan bozma hapishanede işkenceden geçiriliyor, sağ kalanlar ise günde 12-15 saat çalışmak üzere ölüm tarlalarına gönderiliyorlardı. Mahsulden bir avuç pirinç çalmak ölümle cezalandırılma sebebiydi. Birçok insan yetersiz beslenme ve aşırı çalıştırılma sonucu tarlalarda hayatını kaybetti. Suç işleyenler pahalı oldugu için kurşunla değil kama, mızrak, çekiç gibi manuel aletlerle katlediliyorlar, sınıf düşmanlarının çocukları ise ağaçlara vura vura öldürülüyorlardı. Bugün müze haline getirilen Phnom Penh'deki ölüm tarlalarında katliamın izlerini görmek mümkün. Toplu mezarların kenarlarında halen cesetlere ait kemikler ve kumaş parçalarını görebilirsiniz.

   Phnom Penh'in düşüşünü anlatırken dönemin iki popüler kültür ikonu Ros serey Sothea ve Sin Sisamuth'tan bahsetmeden geçmeyelim. Tesadüfi olarak aynı küçük ve şirin Kamboçya şehri Battambang'ta dünyaya gelen bu iki kadife sesli sanatçının  parlak kariyerleri Kızıl Khmer'in iktidara gelişi ile son buluyor. Darbeci Lon Nol iktidarında dönemin milliyetçi havasına uygun ulusal duygulara hitap eden marşlar ve şarkılar seslendirmelerinin bedelini ağır ödüyorlar. Phnom Penh'in düşüşü ile birlikte Sin Sisamuth şehir dışındaki çalışma kamplarına sürülüyor. Ölüm tarlalarında ne şekilde öldürüldüğüne dair herhangi bir bilgi yok. Ros Serey Sothea ise tarlalarda çalışarak bir süre kimliğini gizlemeyi başarsa da yakalanıyor. Pol Pot'un asistanlarından biriyle evlenmeye zorlanıyor. Elbette ki mutsuz ve istismarlarla dolu bir evliliği oluyor. Zaman içinde varlığının partiye sıkıntı çıkardığına karar veriliyor ve parti tarafından ölüm emri çıkartılıyor. En son bir kağnı arabasının üzerinde götürülürken görülüyor ve binlerce kurban gibi gizemli bir şekilde sırra kadem basıyor. Nerede nasıl öldürüldüğüne dair bugüne ulaşan bir ipucu bulunmamakta.

                                                                                Sin Sisamuth ve Ros Serey Sothea

                                                                                Sin Sisamuth ve Ros Serey Sothea

  

                                      Ölüm tarlalarında bir toplu mezar.

                                      Ölüm tarlalarında bir toplu mezar.

 

  Başkent Phnom Penh'deki S-21 adıyla anılan Tuol Sleng hapishanesi ise, benim gibi soğukkanlı birinin bile soluğunu kesecek derecede dramatik bir mekan. Vietnam'ın başkenti işgali sonrası Vietnamlı iki fotoğrafçının ceset kokularını takip ederek keşfettikleri Khmer Rouge'un gizli işkencehanesi. Fotoğrafçılar hücrelere girdiklerinde işkenceden ölen veya boğazları kesilerek can veren tutukluları fotoğraflamışlar. O fotoğraflar bugün Jenosit müzesi olan hapishanenin hücrelerine, hücrelerin ilk bulunduğu halini göstermek için asılmış. Müzeyi gezen turistleri derin bir sessizlik kaplıyor. İnsanların tutuldukları birer metrekarelik hücrelerin içine girmek tüylerinizi diken diken ediyor. Şehirde yaşayan Avrupalı arkadaşlarım arasında müzeleri görmemeyi tercih edenlerin sayısı az değil. Anıları hala taze olan bu korku filminin izleriyle karşılaşmak istemiyorlar.

  S-21'de, içinde açık denizde bu manyaklar tarafından yakalanan talihsiz, kendi halinde Avustralyalı, Yeni Zelandalı denizcilerin, yelkencilerin de bulunduğu 17.000 kişi ağırlanmış. Bunların içinden sadece teknik-tamir konularında yetenekli olan yedi kişi çalışarak hayatta kalabilmişler. İçeride yapılan işkencelerin detaylarına girmek istemiyorum. Sadece hapishanedeki tutukluların "derisini canlı yüzünce kaç dakika hayatta kalabiliyor" minvalinde gerçekten insanlığa ve tıbba büyük katkılar sağlamış tıbbi deneylerde kullanıldıkları bilgisine ulaştım.

   Okuldan bozma hapishanenin 3 bloğundan birinin dışarıdan görünümü.

   Okuldan bozma hapishanenin 3 bloğundan birinin dışarıdan görünümü.

                                                                               Sorgu hücrelerinden bir tanesi.

                                                                               Sorgu hücrelerinden bir tanesi.

                                                                            Hücrenin ilk bulunduğu hali.

                                                                            Hücrenin ilk bulunduğu hali.

                                                                            Bir kısmı çocuk yaşta olan kurbanlar.

                                                                            Bir kısmı çocuk yaşta olan kurbanlar.

   Cehennemden sağ kurtulan yedi  kişiden biri. Bugün müzeye dönüştürülen hapishanede kitaplarını imzalıyor.

   Cehennemden sağ kurtulan yedi  kişiden biri. Bugün müzeye dönüştürülen hapishanede kitaplarını imzalıyor.

 Vietnam ordusunun başkente yaklaşmasıyla birlikte, işkencehanenin müdürü "Duch" kod adlı Kang Keng lew tüm arşivi yok edemeden, tutukluları alel acele idam ettirerek hapishaneyi terk ediyor. Geride bıraktıkları arşiv ve sorgu tutanaklarından günümüzü aydınlatan belgelere ulaşıyoruz.

 Silahsız halka karşı kaplan kesilen Pol Pot rejimi,  Sovyet zırhlılarıyla güçlendirilmiş Vietnam ordusunun karşısında iki hafta direnebiliyor. Vietnamlıların başkenti ele geçirmesiyle Kızıl Khmer ülkenin kuzeyine, Tayland sınırına çekiliyor ve burada üslenip yeni hükümete saldırılar düzenlemek üzere ordusunu eğitiyor. Kızıl Khmerler Tayland'daki kamplarında gerek ABD'nin Kamboçya'daki anti- komünist koalisyona ayırdığı yıllık 15 milyon dolarlık bütçeden nasiplenerek, gerek Britanya SAS birliklerinden Malezya'da kara mayınları üzerine aldıkları eğitimler sayesinde yeniden hükümeti tehdit edecek güce ulaşıyor ve Pol Pot'un öldüğü 1998 senesine kadar hükümet güçlerine ve sivil halka karşı saldırılarına devam ediyor. Hatta 1994'te Sihanoukville şehrine giden turistleri taksiden ve trenden esir alarak öldürüyorlar. Komşumun kız kardeşi 1997'de bunların köye attığı bir roketle hayatını kaybetmiş. Kızıl Khmer,  kabusun henüz bitmediğini terör eylemleriyle göstermeye çalışıyor. 

  Bugün bakıldığında, Kızıl Khmer'in aslında Sovyet karşıtı cephe tarafından kullanılan bir piyon olduğunı açıkça görüyoruz. Kamboçya'daki Vietnam yanlısı hükümeti devirmek için ABD-Çin ittifakı, ABD'nin bölgedeki işbirlikçisi Tayland'ın topraklarını kullanarak bu savaş suçlularına destek çıkıyorlar. Hatta Çin, Pol Pot rejiminin devrilmesinin ardından başka bir sosyalist ülke olan Vietnam'a kuzey sınırlarından işgal girişiminde bulunuyor. Fransızlara ve Amerikalılara hezimeti tattıran kahraman Vietnam ordusunun Çinlileri defetmesi kısa sürüyor. Çin geri çekilirken Vietnam'ın kırsal bölgelerindeki alt yapıyı yıkıp, topraklarını zehirleyerek mümkün olduğunca fazla zarar vermeye çalışıyor. Revizyonizmin geleceği en uç noktaya şahit oluyoruz.

   1998 yılında Pol Pot'un Hak'kın rahmetine kavuşmasından sonra Ta Mok liderliği devralıyor. Hukumetle Paris'te yurutulen baris gorusmeleri sonucunda Tayland sinirindaki Pailin sehrinde Kizil Khmer birlikleri ordu guclerine teslim oluyorlar ve ilginc bir sekilde bu torende Kambocya ordusu uniformasi giyerek Kambocya ordusuna katiliyorlar. PKK'lerin torenle Turk askeri oldugunu dusunun.

https://youtu.be/3sf0MVpVmrM

 Bir süre dokunulmazlık zırhıyla korunan ve köylerine dönen liderler 2007 senesinde Birleşmiş Milletler ortaklığıyla kurulan özel bir mahkemede yargı karşısına çıkarıldılar. Yakın bir geçmişte ömür boyu hapis cezası alan liderler hala devam eden mahkemelerde pişmanlıklarını belirtip suçu birbirlerine atmakla meşguller. Avukatları tarafından temyiz edilen duruşmaları www.eccc.gov.kh adresinden takip edebilirsiniz.

                                                                                    S-21'in müdürü Dutch sanık sandalyesinde.

                                                                                    S-21'in müdürü Dutch sanık sandalyesinde.

 Vietnam Kızıl Khmer iktidarını devirdikten sonra eski Kızıl Khmer komutanlarından  Hun Sen (1976'da etnik temizlik başladığında birlikleri ile birlikte Vietnam'a kaçıyor.) liderliğinde yeni bir hükümet kuruluyor. Yeni hükümet ekonomik olarak bir enkaz devralıyor. 1976'da 150bin ton pirinç ithal eden ülke 1980'e gelindiğinde Pol Pot'un gerizekalı tarım politikaları yüzünden gıda sıkıntısı yaşıyor. "İf we have rice, we have eveything" diyerek tüm halkı pirinç tarlalarına süren Angkar(partinin adı) ülkenin pirinç stoklarını sıfırlayarak ülkeyi terk ediyor.

  1991'de Sovyetlerde 'Reel Sosyalizmin' çözülüşünün bir sonucu olarak Vietnam birlikleri ülkeyi terk ediyorlar. İki yıl kadar Birleşmiş Milletler denetiminde bir hükümetle yönetiliyor. 1993 yılında UN( Birleşmiş Milletler) gözetiminde 233 milyon $ bütçe ile ülkenin ilk bağımsız genel seçimleri yapılıyor. Monarşi yanlısı Funicipec Party seçimleri kazanmasına rağmen Cambodian People's Party lideri Hun Sen arkasındaki silahlı kuvvetlere dayanarak ve adeta "çekerim emaneti, sikerim adaleti" diyerek seçimleri tanımayacağı tehdidinde bulunuyor. Böylece iki başkanlı sistem diye birşey uydurarak iktidara ortak olmayı başarıyor. 35 senedir iktidar olan Hun Sen geçenlerde okuduğumuz bir haber ile hepimizi gülümsetti. Yüzyılın box maçı denen Mayweather & Pacman Pacquiao maçında Pacman'e oynayarak kaybettiği bahiste hakemin adaletsiz bir karar verdiğini iddia ederek 3.300£ bahis borcunu ödemeyi reddetmiş :)

  Kırsalda,şehirlerde hatta adalarda bile sıklıkla karşınıza çıkacak Cambodian People's Party tabelası ( Koh Rong Adası)  

 

Kırsalda,şehirlerde hatta adalarda bile sıklıkla karşınıza çıkacak Cambodian People's Party tabelası ( Koh Rong Adası)

 

  Geçtiğimiz yıllarda Kamboçya Kralı tüm yetkilerini meclise devretti. Muhtemelen yakın bir gelecekte( bana kalırsa ana kraliçe vefat ettikten hemen sonra) Krallık feshedilip federasyon sistemine geçilecek.( ülkede 22 vilayet bulunuyor.) Bu kadar net bir öngörüde bulunmamın nedeni daha şimdiden resmi belgelerde Kamboçya Krallığı değil "Democratic Cambodia" isminin kullanılıyor olması. Ülkemizin 7. ismi şimdiden hayırlı olsun. Ayrıca 2018 yılında genel seçimler olacak ve siyasi çalkantı, muhalefet liderlerine yönelik fail-i meçhul cinayetler şimdiden gündemi meşgul etmeye başladı bile. 2017'de yapılan yerel seçimlerde ana muhalefet partisinin oylarını üç katı arttırması seneye yapılacak genel seçimleri de yüksek ihtimal alabileceğini gösteriyor ki bu ülke için kaos demek. Yatırımcıların dikkatine. Devletin kilit noktalarına yakın akrabalarını yerleştiren, onlarca yabancı şirketle yatırım ortaklığı yapan başkanın 35 yıllık iktidarını kolay kolay  bırakmayacağa benziyor. Zaten seçimler de başkanın partisini hile ile birinci getiren bir formaliteden ibaret. (16 Nisan referandumununda Turk demokrasisinin Kambocya seviyesine indigine sahit olduk.)

    Kültür ve Yaşam

   Kamboçya, yıllarca kapalı kutu yönetilmiş, 2005'te WTO'ya katılarak kapılarını ticarete açmış, bölgede Tayland'dan çok geride, Laos'tan da epeyce ileride olan yoksul bir 3. dünya ülkesi. Ortalama maaşlar 80-100 $ arasında. Sosya güvenlik sıfır. Eyalet sistemiyle yönetiliyor ve eyaletlerin yönetiminde askerler de söz sahibi. Kırsal nüfus ağırlıkta, işsizlik çok fazla, sanayi sadece başkentte, o da çok sınırlı ölçekte. Hiç savaş ve kıtlık görmemiş, sömürgeleşmemiş GoyGoycu Thailerle karşılaştırıldıklarında Khmerler daha sessiz, mülayim, geçmiş acılarından kurtulmaya çalışan bir halk. Özellikle kırsalda yaşayan insanlar çok yardımsever ve hoşgörülüler. Bu yoksulluğa rağmen tüm Güney Asya ülkelerinde olduğu gibi burada da somurtan insanlar göremezsiniz. Güleryüzlüler, yabancıları seviyorlar. Ülkede çok fazla yetim var. Bir o kadar da yetimhane ve bakımevi. Bu bakımevlerinden birinde gönüllü olarak İngilizce öğretmenliği yapıyorum. Yetimhanelerin kimisi Hristiyan misyonerlere, kimisi hayırseverlere kimisi de "money laundring" yapmak isteyen batılılara ait.

                                                                                       Sınıfım ve öğrencilerim

                                                                                       Sınıfım ve öğrencilerim

 Tembel Thai halkına göre Khmerlerin dil öğrenmeye yönelik kabiliyetleri daha iyi, telaffuzları daha anlaşılır.( Bir Thai ile İngilizce konuşmak ölümdür.) Yetimhane ve bakımevlerinin de etkisiyle sağda solda akıcı ingilizce konuşan sokak çocuklarıyla karşılaşmanız mümkün.

   Kamboçyalıların ölesiye nefret ettikleri tek millet Vietnamlılar. Nefretleri tarihlerinden geliyor. Eski ismiyle Saygon'u işgal edilmiş Kamboçya toprağı olarak görüyorlar. Kamboçya'da yaşayan gariban Vietnamlılardan dahi nefret ediyor, hepsini ülkelerine geri göndermek istiyorlar. Bu sorun bana Türk-Kürt meselesini hatırlatıyor, o derece ilkel buluyorum. Vietnam ülkenin kaynaklarını satın alıyor, ormanlarını kesip tomrukları götürüyor. Bunda tek suçlu para için ülkenin tüm kaynaklarını satan devlet adamlarında, Vietnamlılarda değil. Ama gel de bunu kaz kafalılara anlat...

 

 

 Khmerler bizim hesabımıza göre yaşlarını bir yaş fazla söylüyorlar. Onlara göre yaşam ana rahmine düşünce başlıyor, anne karnında yaş alıyorlar. Bana gayet mantıklı geldi. Yeni yılı kutlamaya Nisan 14'te başlıyorlar. Başlıyorlar diyorum çünkü kutlamalar tam beş gün sürüyor. Aynı tarihlerde Tayland'da su festivali yapılırken Khmerler yeni yılı birbirlerine bebe pudrası fırlatarak kutluyorlar. Beş gün boyunca tonlarca pudra sokaklara saçılıyor. Yeni yıl bittikten sonra bile sokaklar günlerce pudra kokuyor. Turistler ve yerel halk sokakları doldurup, litrelerce bira tüketip dans ederek eğleniyorlar. Ve bizim ülkemizdeki gibi ne en ufak bir kavga ne de kızlara yönelik bir taciz yaşanıyor. Bu yılki kutlamalarda aşırı alkol ve uykusuzluk neticesinde hasta oldum ve hiç hazetmediğim antibiyotiklere başvurmak zorunda kaldım.

 Ülkede zamanında Pol Pot rejimi tarafından jenosite uğramış "Çam Müslümanları" adıyla anılan etnik bir grup mevcut. Kendi gettolarında yaşayıp, "Halal food" satan marketlerinden alışveriş yapıyorlar. Camilerden ezan okunuyor, ibadetlerini özgürce yerine getirebiliyorlar. Güney Asya'daki diğer müslümanlar gibi Khmer müslümanları da Şafi itikatının takipçileriler. Sarık ve cüppe ile dolaşsalar da toplumun geri kalanına karşı saygılı ve hoşgörülüler. 

  Kamboçya'nın kendine ait "KunKhmer Boxing" adıyla bilinen bir dövüş sanatı var. Thailerin "Muay Thai"ının antik versiyonu diye biliniyor. Tailer bölgedeki nüfuzlarına dayanarak bu dövüş sanatını kendi icatları gibi tanıtıyorlar. Hocam "bir çok şey gibi bunu da bizden kopyaladılar" diyor. Siem Reap'te bir köyde derme çatma bir barakada bu sporu öğrenmeye çalışıyorum. Gerçekten çok zor bir spor, antremanları çok ağır.

                                                                                                     Antrenman yaptigimiz baraka                    

                                                                                                     Antrenman yaptigimiz baraka                    

 

  Khmerler Güneydoğu Asya'nın muhafazakar toplumlarından biri. Toplumda bekaret hala önemini koruyor. Bakire bir kızın başlık parası ortalama 5000$ civarında. Bu para kızın annesine ödeniyor ve düğün masrafları için kullanılıyor. Şayet kız bakire değilse başlık parasının fiyatı düşüyor. Ailesi ile birlikte yaşayan kızlar gece 10'dan sonra sokakta takılamıyorlar. Gece barlarda göreceğiniz kızlar ya hooker, ya da ailesi köyde yaşayıp kendisi çalışmak için şehirde yaşayanlardır. Khmer kızlarının farkındalıkları benim nazarımda çok düşük. Mistik inançlar ve geleneksel aile yapısının kıskacında yaşıyor olmaları, eğitimsizlik buna en büyük etken. Uzun vadeli bir ilişki yaşamak konusunda kafamda soru işaretleri bırakıyorlar. Tabi bunun yanında batılı kızlara göre daha müspet olan yanları da az değil. Tum gun aglak diziler izlemelerinden kaynakli olsa gerek, Khmer kizlarinin hepsi birer Drama Queen. Ve bu, insani cok yoruyor.

Diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi burada da canlı bir "Gay Life" var. Havasından mıdır suyundan mıdır bilemedim gay nüfusu bu Asya'da çok fazla. Bu yüzden "western" gayler tarafından Asya çok rağbet görüyor. Ladyboylar da var ama Tayland'daki hemcinsleri kadar güzel olduklarını söyleyemeyeceğim.

 Kamboçya'da hukuk sistemi tarafları karşılıklı uzlaştırmaya dayanıyor. Hakim ya da polis tarafları dinleyip, haksız gördüğü tarafın diğerine para ödemesi kararını veriyor. Para alan taraf polise önemli bir miktarı rüşvet olarak bırakmak zorunda. Kavga ederseniz karşı tarafla birlikte polise para ödemek zorunda kalabilirsiniz. Kısacası polis her durumda yolunu bulmanın peşinde. Khmerlilerle yapacağınız paraya dayalı her türlü işi belgesiyle yapın. Herhangi bir sorunla karşılaştığınızda immigration polisine göstermek için elinizde kanıtlar olsun. Anlaşmazlık yaşadığınız kişiler yabancı olduğunuz için sizleri korkutmaya çalışabilirler, aldanmayın. Polisten Allah gibi korkuyorlar.

 

Kamboçya'da üç şehir öne çıkıyor. Başkent Phnom Penh, Siem Reap ve Sihanoukville. 

 PHNOM PENH

  Phnom Penh, Fransız Çinhindi'ne, "Demokratik" Kampuçe'ye (Kızıl Khmerlere) ve bugünkü Kamboçya Krallığı'na başkentlik yapmış bir şehir. Merkezi noktalarında Fransız mimarisine ait izler görülüyor. Ana caddelerin, meydanların eli yüzü düzgün. Fakat bir sokak arkaya geçtiğinizde çöp yığınları, fareler ve sefaletle yüz yüze geliyorsunuz.

 Şehirde bizim Sabancı ikiz kuleleri ebatlarında sadece iki adet gökdelen mevcut. Bir de AEON adında modern bir alışveriş merkezi bulunuyor.(icinde Zara, H&M gibi markalar malesef yok.) Şehrin ortasından ünlü Mekong nehri geçiyor. Mekong'un kenarındaki yürüyüş yolunda ise onlarca sokak çocuğu, dilenci, uzuvlarını kaybetmiş mayın mağdurları etrafınızı çeviriyor. Sahilde bir banka oturup manzarayı izleyeyim dediğinizde çantanıza, telefonunuza dikkat edin. Khmerce "atmin loy- bende para yok" derseniz ısrarcılığı bırakacaklardır, deneyin.

                                                                                  Phnom Penh - Victory Monument

                                                                                  Phnom Penh - Victory Monument

                                                                                         Old Market     

                                                                                         Old Market     

   Şehrin Royal Palace ve birkaç Budist tapınağı dışındaki turistik atraksiyonu malesef jenosit müzesi ve ölüm tarlaları. Ülke "year zero" denen Kızıl Khmer devriminden sonra şehir sakinleri tarlalara sürülüp boşaltılıyor ve 4 yıl boyunca ölü şehir olarak kalıyor.

                                                                             Royal Palace önünde nöbet tutan bir Kamboçya askeri          

                                                                             Royal Palace önünde nöbet tutan bir Kamboçya askeri          

 

   Şehrin önemli geçim kaynaklarından biri kapkaç. İşinde ustalaşmış uzman motorize kapkaççılar özellikle kadınları hedef alıyorlar. Siz TukTuk denen taksilerde seyir halindeyken motorla yanaşıp çantanızı kapıyorlar. Backpackerlar için Tayland'ın Koh Phangan adasında magic mushroom kafasıyla motor kazası yapıp kolu bacağı sargıya aldırdıktan sonra Phnom Penh'e gelip soyulmak, geri kalan eşyaları da Sihanoukville'de partideyken kaybetmek bir gelenek halini almış. Konsolosluklar ve karakollarda her gün onlarca pasaportunu kaybetmiş genç turistle karşılaşabilirsiniz.

  Şehirde Feto'nun ülkedeki zengin ve bürokrat çocuklarına hizmet veren Zaman Üniversitesi adında bir eğitim kurumu var. Duyduğum kadarıyla okul ücretleri çok pahalı. 15 Temmuz darbe girisimi sonrası bu okul bir süre faaliyete ara verdikten sonra isim değiştirerek yeniden açıldı. Türk hükümetinin baskıları okulu kapattırmaya yetmemiş anlaşılan.

  İnternette Aynebilim mahlasıyla tanınan Türk bir hanım kızımız şehir merkezine 40 dakika uzaklıktaki ölüm tarlalarının karşısına yoksul köy halkı için aşevi açmış. Bağışları kabul edip pişirdiği yemeklerle köy halkını doyuruyor. Eline koluna sağlık diyelim. Dileyenler kendisine http://aynsoupkitchen.com/portfolio_item/asevi/  adresinden ulaşıp bağışta bulunabilirler.

 Şehirde bir Türk markaları Kiğılı, Karaca için üretim yapan Weibo adlı bir Türk şirketi faaliyet gösteriyordu. Vergi sistemi olmayan bu ülkede hali hazırda ucuz iş gücünden faydalanmak isteyen marka, Kamboçya hükümetinin çıkardığı yeni vergi yasası sonrası üretimi maliyetli bulup fabrikayı kapattı.

 Gece gezmelerini sevenler Mekong nehri kenarındaki bar ve restaurantlara takılabilirler. Hemen nehir kenarına yakın 118,130,136. sokaklarda yan yana dizilmiş onlarca hooker bar bulunmakta. Kızların İngilizcesi kabul edilebilir düzeyde, sıcak kanlılar. Şehrin en popüler klübü Pontoon iki ayrı sahneden oluşmakta. Birinde daha çok expatlar takılırken diğer sahnede iş kovalayan kızlar ağırlıkta. Pontoon'un hemen karşısındaki bir binanın en üst katında sky bar tarzı bir Raggae bar bulunmakta ki benim favori mekanımdır. İçeride cigaranızı güvenle sarıp içebilirsiniz.

 Başkentte Türk Büyükelçiliği bulunuyor. Ülkede yaşayan yaklaşık 200 kadar Türk'ten sadece 25 tanesi Büyükelçiliğe adres bildiriminde bulunmuş. Türkiye'deki cezalarından dolayı veya tembelliklerinden elçiliğe gitmiyorlar. İlgilenenler için Phnom Penh Tür Büyükelçiliği'nin adresi :

No:1&3, Senei Vinnata Oum (St 254), Sangkat Chaktomuk, Khan Daun Penh, Phnom Penh (Tel: +855 23 863 086)

  SIEM REAP

  Siem Reap ismini, Siyam İmparatorluğu ile yapılan savaşta Siyamlıların yenilmesi hikayesinden alan bir şehir. "Siyam Yenildi" anlamına geliyor. Bizim İzmir'in adının " Yunan'ın *mına koyduk" olduğunu farzedin. Kamboçya'nın Disneyland'ı diyebileceğimiz, en temiz en güvenli ve en Avrupai şehri. Şehirde yaşayan ve ağırlıklı olarak NGO( Non Governmant Organisation)'larda çalışan expatlar şehrin çehresini değiştirmiş durumda. Sihanoukville'deki işsiz güçsüz müptezellere ve gangsterlere burada rastlayamıyorsunuz.(Burada güncelleme yapmam gerekiyor. Buraya da Türk akınları başladı. Sehirde su an tahminim 70 kadar Turk var.) Belki de yerleşik Fransız nüfusunun fazla olmasından dolayıdır, şehirde çok şık restaurantlar, şirin kafeler ve pastaneler var.

                                               Angkor tapınağından gelip şehrin ortasından geçen nehir.

                                               Angkor tapınağından gelip şehrin ortasından geçen nehir.

 Efsanevi Angkor Tapınaklarının bu şehirde bulunması nedeniyle Kamboçya'ya uğrayan turistlerin ziyaret etmeden ayrılmadıkları bir şehir. Geçen yılın istatistiklerine göre 2,5 milyon turist tapınakları ziyaret etmiş. Şehir Merkezi çok küçük, tüm hayat 500 metrekare alanda, Pub Street denilen barlar sokağında dönüyor. 

                                                                     Tapınaklarda fotoğraf çektiren Çinli bir hanım kızımız.

                                                                     Tapınaklarda fotoğraf çektiren Çinli bir hanım kızımız.

 

 Şehirde, dünya üzerinde artık çok az sayıda ülkede yasal olarak müsade edilen timsah çiftlikleri bulunuyor. Çiftlikler genelde Fransızlara ait. Çiftliklerde timsah üretiminin yanı sıra shoplarda çiftlikte yetiştirilen zavallı timsahların derilerinden yapılmış ürünlerin satışı yapılıyor. Altı metrelik bir timsahtan 11 adet bayan çantası çıkıyor. Çiftlikler turist ziyaretlerine açık. 5 dolara bilet alıp 10 dolara timsahları canlı yemlerle (ördek, tavuk) besleyebilir, hayvan belgesellerini aratmayacak manzaralara şahit olabilirsiniz. Bundan iki-üç sene önce aşırı yağış sonucu şehrin içinden geçen nehirin taşmasıyla nehir kenarında bulunan timsah çiftliğinden bir adet 5 metre boyunda timsah firar edip nehirde izini kaybettiriyor. Boy ortalaması 1.60 olan Khmerliler ellerinde çubuklarla boyunlarına kadar gelen suyun içinde timsah arıyorlar. Allahtan bi karşılaşma yaşanmamış. 

 

Bunun dışında şehirde geleneksel Apsara dansını izleyebileceğiniz showlar, izlemeye değecek akrobasi showu ağırlıklı bir sirk, derisinin içinde kalmış şarapnel parçalarını ve arkadaşlarını kaybettiği mayınları tanıtan eski askerlerden oluşan rehberler kadrosuyla bir adet savaş müzesi bulunmakta. Vakti olanlar için yüzen köyden ( floating village) geçip Tonle Sap gölünde botla gün batımı izlemeyi tavsiye ederim. Tonle Sap üzerindekî yüzen köylerde Vietnam kökenli halk büyük bir sefalet içinde yaşıyor. Motorla iki saatte ulaşılabilen Phnom Kulen( Kulen Dağı)i de görmenizi tavsiye ederim. 13 km'lik bozuk bir yoldan sürüşle dağın tepesine ulaşıyorsunuz. Zirvede sizi bir şelale bekliyor. Enfes, huzur verici bir ortam. İki saatlik yolculuğa değiyor doğrusu.

                                                     Tonle Sap'a giderken yolumuzu zaman zaman öküzler kesiyor.          

                                                     Tonle Sap'a giderken yolumuzu zaman zaman öküzler kesiyor.          

                                                                                  Tonle Sap nehri üzerine kurulmuş yüzen köy.                   

                                                                                  Tonle Sap nehri üzerine kurulmuş yüzen köy.                   

                                                                              Tonle Sap gölünde gün batımı keyfi.

                                                                              Tonle Sap gölünde gün batımı keyfi.

                                                                                           Phnom Kulen'deki şelale ve ben.

                                                                                           Phnom Kulen'deki şelale ve ben.

                                                                                                       Phnom Kulen'de bir Khmer kızı.

                                                                                                       Phnom Kulen'de bir Khmer kızı.

 Şayet Kasım ayı içerisinde burayı ziyaret ederseniz " Bon Om Touk" adıyla kutlanan su festivalini ve kano yarışlarını izlemenizi tavsîye ederim. 12.yy'da Kral Jayavarman VII. zamanında Tonle Sap nehri üzerînde dönemîn donanma güçleri arasında yapılan  kano yarışlarıyla gerçekleşen kutlamalar bugün de Jayavarman VII onuruna devam ettiriliyor. Angor İmparatorluğu döneminde komşuları Cham uygarlığı ile sık sık naval (nehir) savaşlarına giren birlikler, bu yarışmada ipi göğüsleyip bir sonraki savaşa katılma hakkını kazanmak için birbirleri ile mücadele ediyorlarmış.

 

BATTAMBANG

  Siem Reap'e aracla 3.5 saat mesafede sirin bir Kambocya sehri olan Battambang, Phnom Penh'in bir minyaturu gibi. Sehrin icinden tipki Phnom Penh gibi genis bir nehir geciyor. Sokaklarda yer yer Fransiz mimarisine rastliyorsunuz. Angelina Jolie de benim gibi dusunmus olacak ki Kizil Kmer rejimi hakkinda gecen yil cektigi filimi " First They Killed My Father" adli filmin Phnom Penh'de gecen sahnelerini burada cekmis. ( Film hakkinda yazdigim kritige su linkten ulasabilirsiniz. http://www.pompalihoca.com/others/2017/3/5/rewiev-angelina-jolies-movie-first-they-killed-my-father

                                                                                                   Sehirde gundogumu.

                                                                                                   Sehirde gundogumu.

Sehirde " Killing Cave" adiyle bilinen, Kizil Kmerlerin iddialara gore insanlari tepelerinden asagiya atarak oldurdukleri magaralar bulunuyor. Insan kemikleri ve kafataslari bu magaralarda sergileniyor. Ayni bolgede Bat Cave olarak bilinen magarada, havanin kararmasina yakin dev bir seramoni ile magaradan disariya akin eden ve yaklasik bir saat suren yarasalarin ucusunu izleyebilirsiniz.

                                                                                                            Killing Cave

                                                                                                            Killing Cave

 Sehirdeki atraksiyonlardan biri de Bamboo Train. Bambudan yapilmis ilkel bir tren uzerinde sehri tavaf edebiliyorsunuz. Nehrin iki yakasinda da cesitli restaurant, cafe ve eglence merkeleri bulunyor. Ayrica otellerin sky barlari da mevcut. Fiyatlar Kambocya'nin diger turistik bolgeleri ile karsilastirilinca cok ucuz. Sehrin sokaklarinda Battambang'in unutulmaz kahramanlari olan ve Kizil Kmer tarafindan oldurulen iki sarkici  Sin Sisamuth ve Ros Serey Sothea'in duvar resimleri sik sik karsiniza cikiyor.

 

 

KAMPOT

  1950'lerde Sihanoukville limanı yapılıncaya kadar ülkenin ana limanı ve ticaret merkezi olmuş, şimdilerde ise curcunadan uzak kalmak isteyen turistlerin tercih ettiği küçük ve sakin bir kasaba. Merkezinden Kampot nehri geçiyor. Kasabada Fransız koloni mimarisi gözleniyor. Nehrin üzerinde Fransızlardan kalma çok eski, güvenlik nedeniyle yaya ve araç trafiğine kapalı bir köprü var. Girişine koyulmuş dev beton bariyerler Khmerlileri durduramıyor. Kestirme yol olduğu için motorları bariyerlerden geçirtip yollarına devam esiyorlar. Kasabaya 7 km mesafede nehir kenarına kurulmuş, backpackerların tercih ettiği, "sigaranızı" sarıp içebileceğiniz Arcadia Bungalows isimli bir işletme var. Nehir yüzülebilecek temizlikte. Dört-beş dolara motor kiralayıp gidebilirsiniz.

                                                                 Arcadia Bungalows / Kampot

                                                                 Arcadia Bungalows / Kampot

 

 SİHANOUKVİLLE

 İsmini Kral Sihanouk'tan alan şehir, şu anda Türk akınları sonucunda bir Türk gölü haline gelmiş durumda. Otelleri, casinoları, mafyası ve plajlarıyla adeta Kamboçya'nın Antalyası. Çeşitli sebeplerle Türkiye'den kaçmış olan insanların ve Türk işletmecilerin köşe başlarını tuttuğu, kenti domine ettiği enteresan bir şehir. Deniz taşımacılığından, pansiyonlara, restaurantlara birçok sektörde Türkleri görmek mümkün. Dünyanın her yerine götürdüğümüz rekabet, kavga, dövüşü buraya da taşımışız, karakollara nam salmışız. Şehirdeki Türkleri iki gruba ayırırsak, Türkiye'de dosyası, mahkemesi, cezası bulunan ve hapishanelerde zaman geçirmiş ağır abiler ve Türkiye'nin siyasi ikliminden ve muhafazakarlaşmadan kaçan Hippieler. Normal şartlar altında Türkiye'de bir araya gelmesi güç olan bu iki topluluk gurbette olmanın da etkisiyle aynı masada cigaralarını sarıp birlikte tüttürüyorlar. Aynı masada oturan 15 tane Türkçe konuşan insan görürseniz şaşırmayın, this is Sihanoukville. 

 Girişinde başarısız bir çift aslan heykeli bulunan şehir uyuşturucunun de facto serbest olduğu bir hedonizm merkezi. Trafik kazaları dışında şehir merkezine pek polis uğramadığından kapalı-açık her tür mekanda sokakta rahatlıkla cigaranızı sarıp içebilirsiniz. 

                                                                                                 Sihanoukville merkez, kopuyor herkes.  

                                                                                                 Sihanoukville merkez, kopuyor herkes.  

 

Şehir, turistlere birçok alternatif sunuyor. Merkezde  kanalizasyonun döküldüğü Serendipity Beach'te güneşlenip denize girdiğinizde çantanızı çaldırabilir, çok daha temiz olan ve hippie'lerin tercih ettiği Otres Beach'te yüzebilir, şehirden kaçmak isterseniz speed ferry'e atlayıp 45 dakikada bir başka hedonizm merkezi Koh Rong adasına geçebilir, burada partileyebilir,  partinin sonlarına doğru plajda gündoğumunu izleyebilir, kesenin ağzını biraz daha açarak balayı adası olan Koh Rong Samloem'de huzura erebilir ya da bakir kalmış Koh Ta Kiev adasında kamp yapıp gece deniz planktonlarıyla raks edebilir, "Kitsch" eğlencelerden hoşlanıyorsanız gece Serendipity'de MDMA kafası yaşayan İngiliz ve Aussie kalabalığın arasına karışıp commercial music eşliğinde coşabilirsiniz. Koh Rong adasına geçecekler açık yaralarına dikkat etsinler. Adada alt yapı olmadığı, kanalizasyon denize bırakıldığı ve çevre yeterince temizlenmediği için yaralarınız kolaylıkla enfeksiyon kapacaktır. Adadaki "sand fly" denen sinekler açık yaralarınıza yumurtalarını bırakıp enfeksiyonun yayılmasına sebep oluyorlar. Partilerde sarhoş kafayla sağa sola çarpıp yaraladığınız ayaklarınıza iyi bakın, açık yaraları adaya gitmeden önce sargıya alın. İskelelerin bulunduğu merkez plajının denizini kirlilikten dolayı tavsiye etmiyorum. Fakat adanın diğer yakasındaki Long Beach tertemiz. Hamak veya çadır kiralayarak kamp yapabilirsiniz. Merkezden bir saat orman yürüyüşü yaparak Long Beach'e ulaşabilirsiniz.( yürüyüş sırasında karşılaşabileceğiniz yılanlara dikkat. Adada zengin bir yılan popülasyonu mevcut) Veya sandallarla gidebilirsiniz. 

 Koh Rong Samloem adası ise büyük abisinin aksine sakin, huzurlu, temiz, elektriklerin akşam saat 10:00'dan sonra kapandığı bir balayı adasıdır. Konaklama ücretleri Koh Rong'a göre daha tuzlu olsa da ucuz dormlar bulabilirsiniz.

                                                                      Koh Rong Samloem adası ve ben. Soldaki ben.

                                                                      Koh Rong Samloem adası ve ben. Soldaki ben.

                                                                     Samloem adasında gündoğumunda yakaladığım bir kare.

                                                                     Samloem adasında gündoğumunda yakaladığım bir kare.

                                                                                        Otres Beach'ten çekilmiş bir kare.      

                                                                                        Otres Beach'ten çekilmiş bir kare.      

 Şehirde Türklerin yanı sıra iş kovalayan diğer problemli iki millet Ruslar ve İsrailliler. Dolayısı ile şehirde sık sık silahlar konuşuyor, mafya hesaplaşmaları yaşanıyor. Nehirlerde kanallarda bulunan yabancı uyruklu cesetler şehrin sıradan olayları arasında. . Sergei Polansky isimli bir Rus oligark şehir merkezine yakın bir adayı satın almış. Adaya giden yola da köprü yaptırmış. Bildiğiniz iki kara parçasını birleştiren deniz üzerine inşa edilmiş köprü... Geçtiğimiz günlerde Putin'in isteği ile teknesindeyken Kamboçya güvenlik güçleri tarafından yakalanıp Rusya'ya teslim edildi.

                                                                                                Polonsky ve adamları tutuklanırlarken.

                                                                                                Polonsky ve adamları tutuklanırlarken.

Şehir yeni yatırımlarla birlikte daha da büyüme yolunda ilerliyor ve ilerleyen senelerde Türkiye'den daha fazla göç alması bekleniyor. Sanırım esrarın serbest olduğunu yazdıktan sonra bu bloğun da gerçekleşecek göç dalgasına katkısı olacaktır.

 Bu blog ülkede geçirdiğim uc yil sonrasında gerçekleştirdiğim gözlemlere dayanmakta ve şüphesiz eksikleri bulunmaktadır. Okuduktan sonra yorumlar kısmına fikirlerinizi yazarsanız mutlu olurum. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Saygılarımla,

 

Ayetullah Pompalıtüfek